Psikolog Beray Bildirir "Okulun İlk Günleri"


OKULUN İLK GÜNLERİ

  Çocuklar okula gitmek isteseler bile ilk gün okula gelmekde zorluk çekebilirler, bu istek yerini yoğun bir heyecana bırakabilir. Öyle ince bir çizgi de durur ki heyecan, her an korkuya dönüşmesi an meselesidir. Okula gitmek istiyordu ya da okula gitmesi gerekiyor neden ağlıyor? Biz büyüklerde ne kadar istekli olsak bile evimizi değiştirdiğimiz için bile heyecan duyarız, bazen zorunlu kalıp iş değişikliği yaptığımız içinde heyecan yerini biraz daha yoğun yaşanan kaygıya bile bırakabilir. Onun için çocuklarla empati kurup okul kaygısının okul fobisine dönüşmeden okul fobisinin ne olduğuna, nedenlerine ve neler yapabiliceğimize biraz daha detaylı bir şekilde paylaşalım.

Okul Fobisi nedir?

  Okul fobisi, kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da bu konuda isteksiz görünmesidir. Okul korkusu yaşayan çocuk, birden bire okula gitmemek adına direnç gösterirken, çoğu zaman anlamsız bahaneler sıralar. Ebeveynler tarafından gelecek olan aşırı zorlamalar karşısında ise çocuk panik içine girer, endişe duyar, ağlar ve okula gitmeme konusundaki ısrarını dile getirmeye devam eder.

Nedenleri;

    Okul fobisinin kaynağında çocuğun anneden ya da bakıcıdan ayrılma korkusu yatar. Özellikle okul öncesi dönemde, küçük yaştaki çocuk bu türden bir ayrılık yaşadığı zaman annesi tarafından terk edileceğini de düşünebilir. Çocuk annenin yokluğunda kendisine veya annesine bir zarar geleceğini düşünür ve endişelenmeye başlar. Çocuk hiç tanımadığı bir yerde, hiç tanımadığı bir otoriteyle karşı karşıya kaldığında korkar ve ailesinin yanında olmanın kendisi için daha iyi olacağını düşünmeye başlar. Diğer yandan evde bir kardeşi daha olan çocuklar için durum daha farklıdır. Onlar yokluklarında ebeveynlerinin kardeşiyle geçirdiği vakti kıskanabilir, okuldayken evdeki statüsünü kaybedeceği fikrine kapılabilir, ailesinin onu kendisinden kurtulmak için okula yolladığını düşünebilir ve tüm bunları engellemek adına da okula gelmeyi reddedebilir.

         Ayrılma korkusunun şiddeti de okul fobisi oluşumunda önemli sebebplerden biridir. Bazen anne çocuğun kendisinden ayrılıp okula gitmesini çabuk kabul edemez. Bu konudaki duygu ve hislerini de farkında olmadan küçük uyaranlarla ve dolaylı yollarla çocuğa iletmiş olur. Bu tür durumlarda anne çocuğa o okula başladığında kendisinin bütün gün onu bekleyeceğinden, bunu yaparken onu çok özleyeceğinden ve birlikte ne kadar güzel zaman geçirdiklerinden bahsetmeye başlarlar. Tüm bunları dinleyen çocuk ise, okula başlamayı adeta annesine ihanet etmekle eş anlamlı tutmaya başlar. Böylece oda tıpkı annesi gibi okula gitmekle yaşayacağı ayrılık korkusu arasında gidip gelir. İşte bu da okul fobisi oluşumunda bir diğer önemli etkendir.     

Çocuğunuzun Okul Fobisi Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

Okul fobisi yaşayan çocuklarda özellikle okula gitme zamanlarında;

Baş ağrısı, karın ağrıları, bulantı, kusma hissi ve iştahsızlık gibi psikosomatik belirtiler görülüyorsa,

Çocuk son zamanlarda alıngan ve sinirliyse,

Heves ve enerji kaybı yaşıyorsa,

Utangaç davranıyorsa,

Uykusuzluk çekiyorsa,

Okul etkinliklerine karşı pasif, içe kapanık davranıyorsa,

Okulda ve evde nedensiz yere ağlamaya, hırçınlaşmaya başladıysa,

Evde kalmak ve okul ödevlerini kaçırmak arasında seçim yapamayıp, aşırı kaygılı olduysa,

Hasta olmadığı halde sık sık baş veya karın ağrısını bahane ederek şikâyet ediyorsa,

Okula gideceği zaman ağlıyor ya da hastalanıyorken evde kalmasına izin verilince bu belirtiler ortadan kayboluyorsa,

Günlerce okula gitmiyor ve okula gitmediği için suçluluk duymuyorsa, çocukta okul fobisi oluştuğundan şüphelenilebilir.

Okul Fobisi Yaşayan Çocukların Ebeveynlerine Sık Sık Dile Getirdikleri;

“Neden Okulda Benimle Kalmıyorsun?”

   Çoğu zaman ailesinden ayrılmak çocuğa zor gelecektir. Anaokulunun neden sadece çocuklar için olduğunu ve neden ebeveynlerin orada onunla birlikte kalamayacağını anlamakta güçlük çeker. Okul ortamıyla kendi dünyasının merkezi olan aile ortamını henüz birbirinden ayırmayı bilmeyen çocuk, bu yeni ortamda da ailesinden birini yanında görmek ister. Ayrılık farklılaşmaya yardımcı olan bir duygudur. Bu duygu çocuktaki ruhsal gelişime dayalı bir öğrenimdir. Ayrılık sadece evden ayrılmak değil, aynı zamanda dünyayı farklı bir şekilde tanımak ve kendi başına ayakta durmayı öğrenme zamanıdır. Çocuğun keşfedeceği ve ayak uydurmak zorunda olduğu, birçok değişkeni ve merkezi olan bir dünya söz konusudur. Dolayısıyla bazen de çocuk bu değişkenlere ayak uyduramayıp ,”Lütfen anne, o kadar hızlı değil, yavaş yavaş ilerleyelim!” mesajı verebilir. İşte bu durumda ebeveynin çocuğa, her şeye rağmen okula gidip, büyümek için zorunlu olan bir sürü şeyi öğrenmesi gerektiğini anlatması gerekir.

“Okulda Yemek Yemek İstemiyorum!”

    Annesinden süt emerek veya babasının verdiği biberonla beslenen küçük bir bebek, aslında sadece sütle beslenmez; Bakışla, onunla konuşan annenin sesiyle, sıcaklıkla ve hissettiği huzurla beslenir. Protein kadar, sevgi ve şefkat de alır o dönemlerde. Aldığı proteinler onun organizmasını oluştururken, sevgi ve şefkat de egosunu meydana getirir. Çocuk aldığı sevgiyle birlikte ebeveynlerinin kolları arasında kendini güvende hisseder. Anne ve babası tarafından sevgi ve şefkatle sarıp sarmalanan çocuk mutluluk içinde büyür ve mevcut yemek alışkanlığını sürekli aynı ortamda sürdürmeyi arzular. Bir çocuk için yemek yemek böylesine özel anlarla dolu bir eylem iken, birden bire karşılaştığı yemekhanenin kalabalık ortamı ve yemekleri çocuk için çekilmez bir hal alır. Ama çocuğun gürültülü bir ortamda ve grup halinde yemek yemeyi, her zaman lezzetli olmazsa da ona sunulan yemekten memnun kalmayı da öğrenmesi gerekir. Bu yüzden bir ebeveyn olarak çocuğunuzun yavaş yavaş içinde bulunduğu gruba uyum sağlamayı öğrenmesi ve o ortamda mutlu olabileceği başka kaynakları keşfetmesi için onu teşvik etmelisiniz. Sizin de yardımınızla ilerleyen zamanlarda, çocuğun o ilk günlerde yaşadığı yeme zorluğu, zamanla kendini keyifli öğünlere dönüştürecektir.

Okul Fobisiyle Baş Etme Yolları;

-Çocuğunuz okula başlamadan önce onunla sık sık okul hakkında konuşun. Çocuğunuza kendi okulunda hoşuna gidebilecek etkinliklerden, objelerden bahsedin. Okulun yeni arkadaşlıklar edinip keyifli vakit geçireceği, yeni şeyler öğreneceği,  kendisini mutlu ve güvende hissedeceği bir ortam olduğunu anlatın.

-Aile bireylerinin çocuğun okula gitmesi için kesin kararlı bir tutum takınmaları gerekir. Okula gidişin ertelendiği her gün ve saat problemin daha da büyümesine yol açacaktır. Bu nedenle okula gitmeyi reddeden çocuğa karşı kesin bir tavır takınarak, mümkünse problem yaratmayacağı bir aile bireyi ile okula devamı sağlanmalıdır.

-İlk zamanlarda sabahları erken saatlerde okula gitmek güç olabilir. Siz yine de çocuğunuza nasıl hissettiğini sormayın, çünkü bu durum çocuğunuza şikâyet etmesi için fırsat ve cesaret verecektir.

-Çocuğunuzu sürekli izleyin, eğer ev içinde dolaşabiliyor ve çok rahatsız görünmüyorsa okula gidebilecektir. Eğer çocuğunuzun fiziksel yakınmaları varsa ve genel yakınmalarına benziyorsa, çok fazla tartışmadan onu hemen okula hazırlayın ve okula gönderin. Eğer çocuğunuzun sağlığı konusunda endişeli iseniz doktor kontrolü yararlı olacaktır. Aksi halde okula gönderin ve öğretmenini haberdar edin.

-Okula gitme vakti dışında çocuğunuzla okul fobisi hakkında konuşun. Okul fobisi hakkında çocuğunuzu suçlamayın. Korkusu ve gözyaşlarıyla alay etmeyin. Bu durumun birçok çocuk tarafından yaşandığını, zaman içinde kendisini mutlaka daha iyi hissedeceğini söyleyin.

-Çocuklarınıza karşı hoşgörülü, demokratik, duygu ve düşüncelerin özgürce paylaşıldığı bir ortam hazırlamaya çalışın.

-Okul fobisi olan çocuklar, okul dışında daha çok aileleriyle zaman geçirmek; evde oynamak, odalarında yalnız kalmak ya da tv seyretmek vs. isterler. Böyle durumlarda çocuğunuzu akranları ile vakit geçirmesi için teşvik edin.

-Anaokulu çocuğun aile ortamından çıkıp, sosyalleşmeye adım attığı ve bir grupla kaynaşmayı, bütünleşmeyi öğrendiği bir süreçtir. Kaynaşma demek, bir gruba duygusal olarak uyum sağlamak demektir. Anaokulunda kaynaşmayı başaran çocuk, daha sonra öğretmenin de katkılarıyla kendisini güvende hissedeceği bir grupta yerini alacaktır. Bu yüzden de velini çocuğunu anaokuluna ve oradaki arkadaşlarına daha kolay alıştırabilmesi için, zaman zaman çocuğun evde de okul arkadaşlarıyla vakit geçirmesini sağlaması gereklidir.

-Çocuğa okula neden gitmesi gerektiğini açıklayın, gitmemesi halinde yapılan çalışmalardan geri kalacağını ve bunun kendisi için bazı aksaklıklara yol açacağını anlatın.

-Vedalaşmalarınızı kısa tutun. Çocuğa ayrılıkların doğal olduğunu hissettirin. Çocuğun bağımlı olduğu kişinin okul saati bittikten sonra çocuğu evde bekleyeceğini belirtmesi, çocuğun okula gitmesi konusunda ikna edici olabilir.

-Ona gününüzün nasıl geçtiğini anlatıp, onunla gününün nasıl geçtiği hakkında konuşmak ikinizi de rahatlatabilir. Çocuğunuzun o günle ilgili duygu ve düşüncelerini paylaşın.

-Çocuğun size olan bağımlılığını azaltmaya çalışın. Bunu yapmak içinde boş zamanlarını değerlendirme etkinlikleri hazırlayın. Oyun becerileri kazandırılan çocuğun anne babaya olan bağımlığı azalarak, kendine olan güveni gelişmeye başlayacaktır.

-Her anne baba gibi çocuğunuz için biraz kaygı duymanız normaldir. Fakat bu kaygı çocuğunuzun psikolojik, sosyal ve kişilik gelişimini olumsuz yönde etkileyecek düzeyde ise bir uzmana başvurun. Çocuğunuz devamlı gözünüzün önünde olmadığı için kaygılanmayın. Bazen kontrol ederek bu kaygılarınızı yenebilirsiniz. Çocuğunuzun gerek arkadaşlarıyla gerek ev içinde rahat hareket etmesi konusunda rahat davranın.    

-Çocuğunuzda okul fobisinin belirtilerini gözlemliyorsanız ve tüm bu önerileri uygulamanıza rağmen herhangi bir iyileşme kaydedemiyorsanız, mutlaka bir psikolojik danışman veya çocuk psikoloğuna başvurun. Bu konuda okulumuzun psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri sizlere yardımcı olmaktan mutluluk duyacaktır.


Diğer Yazılar

AIKA © 2015. Tasarım O.A.